
NASA'nın Roman Uzay Teleskobu 300 megapiksellik kamerasıyla evrene baktı
NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, evreni geniş açıyla ve yüksek detayla incelemek üzere tasarlanan 300 megapiksellik Geniş Alan Enstrümanı'nı başarıyla devreye soktu. L2'ye doğru yolculuğunu sürdüren teleskobun ilk bilimsel görüntüleri 2027'nin başlarında Dünya'ya göndermesi bekleniyor. Sistem, karanlık enerjiden ötegezegenlere kadar evrenin sırlarını çözmek için kritik testlerden geçiyor.
NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, evrenin geniş alanlarını yüksek çözünürlükle taramasını sağlayacak 300 megapiksellik Geniş Alan Enstrümanı'nı başarıyla çalıştırarak önemli bir aşamayı geride bıraktı. Teleskobun gezegen avcısı aracı Koronagraf Enstrümanı da ay başında devreye alınmasının ardından dijital, elektronik ve mekanik kontrollerini başarıyla tamamladı. Bu testler, aracın ikinci Lagrange noktası olan L2'ye doğru gerçekleştirdiği 1,6 milyon kilometrelik seyahat sırasında yürütülen aylar sürecek hazırlık sürecinin bir parçasını oluşturuyor.
Geniş Alan Enstrümanı, uzayın uçsuz bucaksız manzaralarını Hubble Uzay Teleskobu kalitesindeki netlikle buluşturmak amacıyla geliştirildi. Cihazın yakalayacağı her bir kare, dolunayın gökyüzündeki görünür boyutundan daha geniş bir sahneyi kapsayacak. Bu devasa görüş alanı sayesinde bilim insanları evreni büyük bir ölçekte inceleme fırsatı bulacak. Teleskop, Güneş sistemi dışındaki yeni gezegenlerin izini sürmenin yanı sıra karanlık enerjinin doğasını araştıracak ve maddedin evrendeki dağılımını haritalandıracak.
İlgili haber: İsviçreli Seçmenler Katı Tarafsızlık Teklifini Geri Çevirdi
NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Josh Schlieder, aracın uzayda sorunsuz çalıştığının tescillendiğini belirterek uzun yıllar süren laboratuvar çalışmalarının meyvesini verdiğini ifade etti. Schlieder, önlerinde uzun bir yol olduğunu ancak çığır açacak keşiflere doğru ilerlediklerini kaydetti.
Mühendisler, Geniş Alan Enstrümanı'nı aktifleştirmeden önce cihazı temizlemek ve kurutmak amacıyla 10 gün boyunca bekleme konumunda tuttu. Bu evrede dedektörlerin sıcaklığı eksi 65 santigrat derecede sabitlendi. 11 Eylül sabahı ısıtıcıların kapatılmasıyla sistem eksi 143 dereceye kadar soğutuldu ve hedeflenen değere erişildiğinde 18 kızılötesi dedektör devreye sokuldu. Dedektörler, nihai çalışma sıcaklığı olan eksi 183 dereceye ulaşana kadar soğutulmaya devam edildi. Ağırlıksız ortamda gerçekleştirilen testlerde filtre, prizma ve odaklama mekanizmalarının kusursuz çalıştığı görüldü.
Roman Teleskobu'nun Koronagraf Enstrümanı ise başka yıldızların yörüngesindeki ötegezegenleri doğrudan görüntüleyebilmek için geliştirilen en ileri teknolojileri barındırıyor. Sistem; optik bileşenler, maskeler ve esnek aynalar aracılığıyla yıldızların yoğun parıltısını bastırıyor. Bu sayede yıldız ışığı engellenerek gezegenlerin yaydığı zayıf yansımaların tespit edilmesi hedefleniyor.
Pasadena'daki Kumanda Merkezi'nde görev yapan uzmanlar, yazılım, termal kontroller, kameralar ve aviyonik bileşenler dahil olmak üzere cihazın tüm ana alt sistemleriyle başarılı bir şekilde iletişim kurduklarını doğruladı. Kontrolörlerin maskeleri, renk filtrelerini ve prizmaları yönlendiren hareketli mekanizmaları uzaktan sorunsuzca çalıştırabildiği kanıtlandı. Koronagrafın termal kontrol sisteminin de kusursuz işlediği ve donanımın oda sıcaklığına yakın bir değer olan 22 santigrat derecede tutulduğu belirtildi.
İlgili haber: ABD Başkanı Obama ve Amerika’daki Harputluları Elazığ’a Davet Etti
Roman Uzay Teleskobu'nun ilk bilimsel verilerini ve fotoğraflarını 2027 yılının başlarında Dünya'ya ulaştırması planlanıyor.







Yorum Yap