HÜDA PAR'dan Hazar Gölü İçin Somut Adım Çağrısı: Teklif Yeterli Değil
HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Metin Suiçer, Hazar Gölü'nün atık su sorunu için sunulan yatırım teklifini olumlu bulsa da somut bir takvim ve uygulama beklediklerini açıkladı. Suiçer, bölgedeki kirlilikle mücadele ve Gezin'deki maden projesinin yaratacağı risklere karşı bağımsız denetim çağrısında bulundu.

HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Metin Suiçer, Hazar Gölü’nde uzun süredir devam eden kanalizasyon ve atık su kirliliği sorununa yönelik yaptıkları uyarıların kurumsal düzeyde karşılık bulmaya başladığını ifade ederek Kültür ve Turizm Bakanlığı’na seslendi. "Hazar Gölü (Elazığ) Atık Yönetimi ve Çevre Koruma Projesi"nin 2027 Yılı Yatırım Programı’na alınması için Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na teklif verilmesini olumlu karşıladığını belirten Suiçer, ancak bu adımın tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Suiçer, teklif sunulmasının sorunun çözüldüğü anlamına gelmediğini, verilen sözlerin takvime, projelerin yatırıma ve kararların uygulamaya dönüşmesini beklediklerini dile getirdi.
Suiçer’in bu çıkışı, HÜDA PAR Elazığ İl Başkanlığı’nın 19 Mayıs 2026 tarihinde Gezin’deki bakır cevheri depolama ve sevkiyat projesine dair yaptığı, çevresel riskler, halk sağlığı ve bağımsız denetim ihtiyacına odaklanan yazılı açıklamanın bir devamı niteliğindedir. O dönemde şeffaflık ve bağımsız denetim çağrısı yapan parti, konuyu şimdi somut bir yatırım programı teklifi üzerinden yeniden gündeme taşıyor.
İlgili haber: Elazığ'ın Kış Hazırlığı: Kurutmalık Sebzeler Kapalı Çarşı'da Tezgahlara Çıktı
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Elazığ Milletvekili Işıkver’in soru önergesine verdiği yanıtta, Hazar Gölü Atık Yönetimi ve Çevre Koruma Projesi'nin 2027 Yılı Yatırım Programı'nda yer alması için Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'na teklifte bulunulduğunu bildirdi. Ayrıca göl ve çevresinin 5 Mart 2024 tarihli Bakanlık Makamı Oluru ile "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" ile "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ilan edilerek koruma altına alındığı hatırlatıldı. Ancak Bakanlığın, mevcut durumda bir eylem planı çalışması bulunmadığını, talepler doğrultusunda ödenek ve fiziki çalışmaların değerlendirileceğini belirtmesi dikkat çekti. Metin Suiçer, bu durumu somut bir takvimin henüz belirlenmediğinin kanıtı olarak yorumladı.
Teknik verilere göre Hazar Gölü'ndeki kirliliğin temel nedeni, kanalizasyon hattının önemli bir kısmının su kotunun altında kalması ve tüm yerleşimleri kapsamamasıdır. Bu yapısal sorun, mevcut arıtma altyapısına rağmen atık suların göl ekosistemini etkilemeye devam etmesine yol açmaktadır. Sivrice'de 2026'da başlatılan ve toplam 7.050 metre yeni kanalizasyon hattı, 116 baca ile 2 paket tip terfi merkezini kapsayan projenin fiziki gerçekleşme oranı yüzde 58,82'ye ulaşmıştır. Suiçer, bu tür parçalı müdahalelerin, gölün tamamını kapsayan bütüncül bir sistem kurulmadığı sürece kalıcı çözüm sağlamayacağını belirtti.
Öte yandan, HÜDA PAR'ın uyarılarının odağında yer alan Gezin bakır cevheri projesi de riskler barındırıyor. Cengiz Holding'e bağlı Port Madencilik tarafından 2022 yılında 2 milyar 205 milyon TL bedelle satın alınan sahada; bakır, altın, çinko ve kobalt rezervlerinin bulunduğu ve ekonomik büyüklüğün yaklaşık 30 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. Kimyasal içerikli bakır konsantresinin Gezin tren istasyonu üzerinden taşınması planlanırken; proje sahasının 2015'ten beri Ramsar Sözleşmesi kapsamında "ulusal öneme haiz sulak alan" ve doğal sit alanı sınırları içinde yer aldığı, ayrıca Bermaz Ovası'nı kapsadığı belirtiliyor. Olası sızıntı ve kazaların ağır metal kirliliğine yol açarak Hazar Gölü Havzası ve tarım alanlarını tehdit edebileceği değerlendiriliyor.
İlgili haber: İlkokul Öğrencileri Doğayla Buluştu: Kuş Gözlem Etkinliği Düzenlendi
Metin Suiçer, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan şu üç somut talebi iletti:
1. Takvim açıklansın: 2027 yatırım programı teklifinin ötesinde; fiziki çalışmaların yılı, ödenek kalemleri ve ihale sürecinin kamuoyuyla paylaşılması.
2. Bağımsız çevresel etki değerlendirmesi yapılsın: Gezin'deki faaliyetlerin etkilerinin firma verileriyle değil, bağımsız kurumlarca incelenip şeffafça açıklanması.
3. Bütüncül atık yönetimine geçilsin: Parçalı projeler yerine, tüm yerleşimleri kapsayan, hat kotu sorununu çözen ve arıtma tesisini tam kapasiteyle devreye alan bir sistemin kurulması.











Yorum Yap