Yankı Odaları - 1 - Mustafa Uğur ÇELİKEL

Yankı Odaları - 1


Sosyal medya bizi haklı olduğunuz bir balonun içinde yaşatmaya devam ediyor.

Telefonumuzu elimize alıp sosyal medya platformlarının herhangi birine girdiğimizde karşımıza çıkan ilk içerikler muhtemelen sevdiğimiz içeriklerdir. Çünkü sosyal medya algoritmaları bizi platformda tutmak için bu şekilde tasarlanıyor. Bu platformların bizim sevdiğimiz şeyleri bilip, bunları bizim yerimize bilip bize getirmesi iyi yanlar barındırıyor. Ancak bu durum üzerine hiç düşünmediğimiz eksileri de beraberinde getiriyor. 

Peki nedir bu Yankı Odası?

Sosyal medyayı kullananların büyük çoğunluğu yalnızca kendi görüşlerini destekleyen düşüncelere ve kendi inandığı fikirleri doğrulayan haberleri takip ederek özünde kendi söylediğinin yankısını dinlemekten öteye gidemiyor. Karşı görüşlerden haberdar olamıyor. İşte sosyal medya kullanıcılarının içine hapsolduğu bu kısır döngüye yankı odaları deniyor.

Yankı odaları sosyal medyada sansürün olmadığı ve çeşitliliğinin maksimum seviyede olduğu algısına getirilmiş en güçlü yönlerden biri. Yankı odaları sebebiyle merkezi bir sansür politikasının olmadığı zamanlarda bile kişiler otosansürü devreye sokuyor. Böylece sosyal medya düşünce çeşitliliğinin olduğu ancak düşünceler arası etkileşimin olmadığı bir iletişim doğuruyor.

Biraz örneklendireyim

2012 yılında Barack Obama’nın önerdiği vergi düzenlemesinin kabul edilmemesi sonucu, orta sınıfın hane başına ödeyeceği yıllık gelir 2 bin dolar civarında artış yaşayacaktı. Bu duruma dikkat çeken Obama, halka bir çağrı yaparak destek istedi ve #My2K yani benim 2 bin dolarım etiketini kullanarak tweet atabilirsiniz dedi. 29 Kasım 2012’de yapılan çağrıyla açılan #My2K etiketi 8 Ocak 2013’e kadar gözlendi ve bu etiketi kullanarak tweet atanların etkileşim ağı çıkarıldı. Ortaya çıkan tablo son derece şaşırtıcıydı. Tartışmanın iki tarafı da neredeyse tamamı sadece kendi mahallesinden olan insanların paylaşımlarını görüyor ve bu paylaşımlara etkileşim giriyordu. Bu gözlem, üzerine uzun zamandır inceleme yapılan bir terimi, yani yankı odalarını doğrulamış oluyor.

Facebook’un haber ve medya ortaklıkları yöneticisi Andy Michael; 2015 yılında İtalya’da katıldığı uluslararası gazetecilik festivalinde şu ifadelerde bulundu. Facebook’un kişilerin haber akışına yaptığı editoryal bir müdahaleydi. Böyle bir müdahalenin olmadığını söyleyen Michael “ne göreceğinizi biz seçmiyoruz, siz seçiyorsunuz” dedi. Söz konusu kelime oyunu Facebook’un mühendisleri tarafından da yapıldı. New York Times’ın muhabiri Rovi Sonia, Ekim 2014’te Facebook’un Kaliforniya’daki merkezini ziyaret etti. Bu ziyaret sırasında konuştuğu kişilerden biri de Facebook haber akışının algoritmasını yazan mühendislerden biri olan 26 yaşındaki Grek Marra’ydı. Marra söz konusu algoritma hakkında konuşurken şu sözleri söyledi. “Biz kendimizi editörler olarak görmüyoruz. Biz haber akışınızda çıkan içeriklere yönelik editoryal bir yargılama yapmak istemiyoruz. İlginizi çekecek içerikler konusunda en iyi kararı verecek olan sizlersiniz.” Marra’nın burada yapığı tam manasıyla bir kelime oyunu. Çünkü kullanıcılara yalnızca beğendikleri içerikleri göstermek ilk bakışta fark edilmeyen editoryal bir yargıdır. Özellikle Brexit ve 2016 ABD seçimleri ardından ana akım medyanın da üzerine yoğun şekilde konuşmaya başladığı yankı odaları olgusu sosyal medyanın demokrasi ve çoğulculuk için bir motor olduğu iddiasını boşa çıkardı. Hatta bazı makaleler sosyal medyanın artık demokrasiler önünde bir engel oluşturmaya başladığını yazmaya başladı.

Washington Post’ta yer alan bir haberin başlığı da durumu tam anlamıyla isimlendiriyor. Facebook sizi her zaman haklı olduğunuz bir balonun içinde yaşamaya davet ediyor. Sosyal medyada filtre balonları içinde yankı odaları kurarak yaşayan insanlar, bu sınırlar dahilinde kendi yargı mekanizmasını, kendi sansür mekanizmasını, kendi linç çetesini, kendi grup terapilerini, kendi paralel ve radikal hale gelmiş sanal gerçekliğini kuruyor. Bu yankı odaları sebebiyle sosyal medya kullanan insanlar eğer dikkat etmezlerse giderek radikalleşmeye ve sağlıklı iletişim yetilerini kaybetmeye başlıyorlar.

İnsanlar artık, kendisi gibi düşünen gazeteleri okuyor, kendisi gibi düşünen televizyonları seyrediyor, sosyal medyada kendisi gibi düşünen insanları takip ediyor, sonra da kendisi gibi düşünen insanların düşüncelerini kendi sosyal medyasından yayıyor. Böylece farklı düşüncenin giremediği, aynı düşünceden ibaret habire aynı düşüncenin yankılandığı, yalıtılmış bir odaya hapsoluyor. Kendi sosyal medyasında, kendisi gibi düşünmeyenlere karşı, kendi kendine sansür uygulamış oluyor. Devamlı kendi düşüncesinin yankısını duydukça, kendi düşüncesinin doğru olduğuna da daha çok inanıyor, kendi düşüncesini kendi kendine daha çok beğenmeye başlıyor, kendi düşüncesini kendi kendini alkışlıyor.

Bu bakımdan kullandığınız servislerin “Aydınlatma Metinleri”, “Çerez ve Gizlilik Politikaları”nı vakit ayırıp dikkatle okumanızı; kişisel veri işleyen veri sorumlularının ise veri işleme konusunda 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun öngördüğü yükümlerini daha dikkatli değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.

mustafaugurcelikel@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Oca

Yankı Odaları - 1

21Ara

Metaverse - Evrenin Ötesi

11Ağs

Çocuklar Neden Kodlama Öğrenmeli?

12Tem