Vicdanın Ne Diyor? - Ecem ULUSOY

Vicdanın Ne Diyor?


İnsanların kötülüklerinin bir sınırının olmayışı beni her defasında şaşırtıyor.

"O kadar da değil" dediğimiz her şeyi ultra HD izletiyorlar, her defasında...

"Aman üşenir insan, kim uğraşır" dediğimiz şeylerle, hatta çok daha fazlasıyla uğraşıyorlar, inanılmaz.

Sosyal medyayı takip eden biriyseniz mutlaka denk gelmişsinizdir.

Önce sahipsiz sokak hayvanlarının toplanması için çağrıda bulunanlar, akabinde sahipsiz hayvanların zehirlenmesi çağrısı yaptı. Çok severek takip ettiğimiz bazı ünlü sanatçılar da buna destek verdi üstelik. 

Söz konusu mesele, bir kadının etek boyu, dekoltesinin derinliği olunca "burası müslüman bir ülke" diye fetva veren kimsenin sesi çıkmadı bu zulüm karşısında. Müslüman bir ülkede kimse En'am Sûresi'nin 36. ayetini dikkate almadı. Allah o ayette "Yeryüzünde yürüyen bütün hayvanlar ve kanatlarıyla uçan bütün kuşlar da ancak sizin gibi birer ümmettir" diye sesleniyor kullarına.

Sessizlikten cesaret alan kötü insanlar da kötülüklerine kötülük kattı. Yayılmasına destek olmak istemediğim için adını anmayacağım bir aplikasyon (cep telefonu uygulaması) ürettiler, ve orada sahipsiz sokak hayvanlarının buluduğu noktaları işaretleyip kendileri gibi kötü insanları örgütlüyorlar. Ne mi oluyor sonra? Mesela yıllardır sokağınızda beslediğiniz kediler, köpekler zehirli etlerle kandırılıp öldürülüyorlar.

Zehirli bir yemin bir hayvanı hemen öldürmediğini söylemeliyim, çok detayı var ama en az 8 saat boyunca zehir vücuduna dağılarak tüm iç organlarını parçalayarak öldürüyor. 

Şimdi bir düşünün; sokaklarda aç-susuz saatler, belki günler geçirdiniz, birileri size karnınızı doyuracağınız lezzetli yemekler veriyor, yiyorsunuz ve başta mideniz, sonra bağırsaklarınız, dalak ve ciğerleriniz sonra da kalbiniz patlayarak can veriyorsunuz. Karnınız doyacak diye hevesle yediğiniz yemeğin köpüklerle, kanla ağzınızdan burnunuzdan çıktığını hayal edin. Hayal bile edemediniz değil mi? Ama o canlar bunu sürekli yaşar hale geldiler.

*****

Sokak hayvanları meselesi bir avuç gönüllüye bırakılacak bir mesele değil. Gönüllüler kendi imkanlarıyla kısırlaştırma, rehabilite, besleme yapıyor, ama bu durum onları da kötülerin hedefi haline getiriyor. Daha 2,5 ay önce Funda Güçlü ve ailesi, komşuları tarafından katledildi "besledikleri köpek havlamış ve torunlarını korkutmuş" bahanesiyle. 2021 yılında Ankara Batıkent'te 16 küpeli (belediye tarafından rehabilite edilmiş, kısırlaştırılmış, saldırgan olmayan) sokak köpeği zehirlenerek öldürüldü.

Toplum giderek cinnete sürükleniyor. Bu durum kimlerin işine yarıyor, kimler bundan nemalanıyor bilmiyorum ama ağzı dili olmayan, karnını doyurmak için bir lokma ekmeğe, bir yudum suyunuza muhtaç olan canlılar zarar görüyor. Hayatlarından oluyor. 

Belediyelere bu konuda çok iş düşüyor, ama bu, çoğu için bu bir mesele bile değil. Türkiye'nin ilçeler dahil 1390 belediyesinin sadece 237'sinde hayvan barınağı var. Durumları içler acısı. Hayvanlar bakımsızlıktan, birbirlerine bulaştırdıkları hastalıklardan perişan. Köpek kafeslerinde küçük-büyük ırk ayrımı yok, büyük köpekler açlıktan küçükleri parçalıyor. Çoğunda veteriner bile yok. Olanların bir kısmında sadece diploması var, kendisi yok, uğramıyor barınağa. 

Yasaklı ırk köpekler minik Asiye olayından sonra toplandı, hiç merak ettiniz mi sonra ne oldu onlara diye? Çoğu 1 ay bile geçmeden öldü barınaklarda. 

Kötü birine yapabileceğim pek bir şey yok benim, kafam öyle çalışmıyor. Sadece herkesin doğuştan sahip olduğuna inandığım vicdanına seslenebilirim; lütfen sahipsiz bir hayvana zarar vermeye niyetlenince durup düşünün. Bu konuda gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsanız bölgenizdeki barınağa gidin, oradaki hayvanların halini görün, kısırlaştırma yapılıp yapılmadığını, hayvanların nasıl rehabilite edildiğini (yani aslında edilmediğini) görün. Bu işin sorumlusu hayvanlar ya da onların aç kalmasına vicdanı el vermeyen gönüllü bakıcılar değil, sizin hedefiniz o canlar ve onları yaşatmaya çalışan insanlar değil, olmamalı. Öfkenizi bu işi gerçekten çözecek olan mercilere yöneltin, hesabını onlara sorun. Siz sokağınızdaki 10 tane köpeği öldürünce sorun çözülmeyecek, belediye bir sabah barınakta artan popülasyondan kurtulmak için 3-5 tanesini daha bırakacak. Sonra onlar da çiftleşecek, çoğalmaya devam edecek. Bu döngü asla bitmeyecek. Kalıcı çözümün hayvanların hayatına son vermek olmadığını görmeniz gerekiyor. Ya da onları doyurmaya çalışan insanlara şiddet uygulamak, dahası hayatlarına kasdetmek bu sorunu çözmeyecek, bitebilecek bir şey değil bu. Görmek zorundasınız.

O uygulamayı üreten, kullanan her kim varsa, sözüm sesim ona; her kötülük bir gün mutlaka sahibine dönüyor. Alma verme dengesi, yaşama ne verirseniz eninde sonunda size onu verecek. Lütfen bu kötülüğe artık bir son verin. Uygulamayı kapatın.

ecem@elazigyerelhaber.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ağs

Vicdanın Ne Diyor?

15Tem

Nasılsın Hayatta?

13Oca
02Oca

Hoş gel 2022

14Ekm

Matem havası