İçeriğe geç

Son Dakika

05.10Başkanın konvoyunda kaza: Yaralılara doktor vekil müdahale etti14:27Türkiye'de Veteriner Hekimlik Eğitiminin 184. Yılı Kutlandı14:27Elazığspor'un Isparta Deplasmanı Kadrosu Belli Oldu00:42Palu'da AK Parti'ye Katılım Dalgası: Belediye Meclis Üyeleri Safları Güçlendirdi21.10Elazığ'da Birinci Sınıf Öğrencilerine Ağız ve Diş Sağlığı Eğitimi17.10Halef Kaya'dan Elazığspor Taraftarlarına Kenetlenme Çağrısı06.10Yalova'da Kürsübaşı Gecesi: Elazığ ve Yalova Siyaset ile Bürokrasiyi Aynı Sofrada Buluşturdu06.10Elazığ-Baskil Yolunda Trafik Kazası: 25 Yaşındaki Sürücü Hayatını Kaybetti06.10Motor Bölmesine Giren Yavru Kedi Kurtarıldı06.10Keban'da "Camiler ve Sosyal Hayat" Konferansı Düzenlendi
Türkiye

Çayeli'nin Kültürel Hazineleri Bilimsel Yöntemlerle Geleceğe Taşınıyor

ELAZIĞ YEREL HABER Yöneticisi22 Ekim 2026 13:370 görüntülenme3 dk okuma

Çayeli'nin unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerleri, dört üniversiteden 20 akademisyenin yürüttüğü saha çalışmalarıyla kayıt altına alınıyor. Proje kapsamında elde edilen veriler, dijital bir arşiv ve kitap haline getirilerek gelecek nesillere aktarılacak.

Çayeli'nin Kültürel Hazineleri Bilimsel Yöntemlerle Geleceğe Taşınıyor

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) ve Çayeli Kaymakamlığı'nın ortaklığıyla başlatılan "Çayeli Kültürel Miras Atlası: Tarih, Kültür ve Yaşayan Miras" projesinin saha çalışmaları start aldı. İlçenin sahip olduğu zengin kültürel birikimi bilimsel yöntemlerle tespit ederek korumayı amaçlayan proje kapsamında, ilk derleme faaliyetleri Senoz Vadisi ve Aşıklar Vadisi'nde gerçekleştiriliyor.

Doç. Dr. Gülsün Yıldırım'ın yürütücülüğünü üstlendiği çalışmada; RTEÜ'ye bağlı Ardeşen Turizm Fakültesi, Ziraat Fakültesi ile Pazar ve Ardeşen Meslek Yüksekokulları'nın yanı sıra Akdeniz, Balıkesir ve Bandırma Onyedi Eylül üniversitelerinden uzmanların yer aldığı 20 kişilik bir ekip görev yapıyor.

İlgili haber: Prof. Dr. Fatih Serhat Erol'dan Çocukluk Çağı Beyin Tümörleri Hakkında Uyarılar

Sosyal sorumluluk çerçevesinde yürütülen saha araştırmaları dokuz ana kategoriye ayrılmış durumda. Bu başlıklar arasında mutfak kültürü, halk edebiyatı ve sözlü kültür, tarım kültürü ve biyokültürel miras, sanat tarihi ve mimari miras, el sanatları ve geleneksel meslekler, gelenek-görenek ve sosyal hayat, yerleşim tarihi, kültürel peyzaj ve toplumsal hafıza yer alıyor. Akademisyenler, köylerdeki kaynak kişilerle yaptıkları birebir görüşmeler aracılığıyla yörenin üretim biçimlerini, sözlü geleneklerini ve mimari yapısını belgeliyor. Araştırma sürecinin tamamlanmasının ardından tüm veriler bilimsel bir envantere dönüştürülerek "Çayeli Kültürel Miras Atlası" ismiyle kitaplaştırılacak.

Çayeli'nin seçilme nedenini açıklayan Doç. Dr. Gülsün Yıldırım, ilçenin mikrokültürel yapısının çok zengin olduğuna dikkat çekerek, vadiden vadiye ve köyden köye kültürel değerlerin farklılık gösterdiğini belirtti. Yıldırım, temel amaçlarının unutulmaya yüz tutmuş geleneksel değerleri kayıt altına alarak yaşatmak olduğunu vurguladı.

Projenin uzun vadeli hedeflerine değinen Yıldırım, kitap çalışmasının yanı sıra kültürel değerlerin dijital platformlarda yaşatılmasını ve farkındalık oluşturulmasını hedeflediklerini söyledi. Bu süreci bir "kültürünü koru" seferberliği olarak tanımlayan Yıldırım, diğer il ve ilçelerin de benzer kültürel miras envanterleri oluşturması gerektiğini ifade etti.

Saha çalışmaları sırasında karşılaştıkları ilginç ritüellerden bahseden Yıldırım, bölgenin yağışlı iklimi nedeniyle Anadolu'nun genelindeki yağmur duasının aksine, Çayeli köylerinde eskiden "Bobredigin" adı verilen güneş duasının yapıldığını belirtti. Günümüzde çok az kişi tarafından bilinen bu geleneği yok olmadan kaydetmeyi amaçladıklarını ekledi.

İlgili haber: İzmir'de Türkiye ve Portekiz Dostluğu Müzikle Kutlandı

Evlilik geleneklerine dair farklılıklara da değinen Doç. Dr. Gülsün Yıldırım, bazı köylerde yaygın tuzlu kahve geleneği yerine "magar sofrası" uygulamasının olduğunu anlattı. Bu gelenekte gelinin damadı zor durumda bırakmak için çeşitli taleplerde bulunduğu ve damadın bunları yerine getirmesinin beklendiği belirtildi. Yıldırım, yeni nesillerin bilmediği bu tür zenginlikleri bilimsel yöntemlerle geleceğe aktarmanın akademisyenler için bir sosyal sorumluluk görevi olduğunu sözlerine ekledi.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

... + ... = ?

Bunlari da Okuyun